Tarihçe

Kıbrıscık İlçesi’ne ait ilk bulgular M.S. 100. yıla kadar uzanmaktadır. W.M. Ramsey’e ve tarihçi Plinius’un yol haritasına göre, ilçe ilk çağda Siberis denen ırmağı (şimdiki adı Aladağ Çayı) oluşturan kollardan Uludere’nin kenarında yer almaktadır.

Siberis adının bir diğer söyleniş biçimi Kyberis’tir. Kuwa ya da Suwa ön takısı Hitit dilinde “İyi, güzel, kutlu, kutsal” anlamına gelir. Siberis (Kyberis) kelime olarak “Kutsal Gürsu” demektir. Buradan yola çıkarak Kıbrıscık adının da Kyberis’den geldiğini söylemek mümkündür.

İlçedeki eski yerleşim yerlerinde yapılan incelemelerde, Belen’de Roma  imparatorlarından Maximianus (İstanbul)(286-305)  dönemine ait ve “Samra” denilen bölgede, Roma dönemi İmparator Büyük Konstantin’e (M.S. 307-337) ait olduğu belirlenen sikkeler bulunmuştur. İlçe çevresinde pek çok Roma dönemi yerleşim yerlerinin de olduğu tespit edilmiştir. Uludere’nin Belen Köyü mevkiindeki dik yamaçta bulunan Kaleönü (Elliönü) mağaralarında kayaya oyulmuş üç nefli sıvalı, mezar bölmesi ihtiva eden küçük bir kaya şapeli, ayrıca kayaya oyulmak suretiyle yapılmış birinden diğerine geçilebilen 3-4 hücreden oluşan muhtemelen keşiş odaları ve yine kayaya oyulmak suretiyle yapılmış mezar odası yer almaktadır. Bu mağaralarla ilgili bu bulgular Roma dönemine ait bir kaya manastırı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Belen Köyü Çukur Mahallesi’nde birisi sarnıçlı olmak üzere iki adet su havuzlu (yalaklı) çeşme yer almaktadır. Duvarları gayrı muntazam kesme taşlardan yapılmış olan çeşmelerde kullanılan kireç harcı ve çevredeki mezarların yapıları buranın Roma devrine ait olduğunu belgelemektedir.

Anadolu Selçuklu Sultanlığı döneminde, doğudan göç edip gelen Oğuz boylarının Bizans sınırına yerleştirilmesiyle bu bölge Türklerin yeni yurtları olmuştur. Yuva, Yağma, Dodurga, Kızık gibi Oğuz boylarının isimlerini taşıyan köylerin olması buranın Oğuzlarla Türkleştiğini göstermektedir. Bu dönemde ilçeye yoğun bir Türkmen yerleşiminin olduğu da bir gerçektir. Anadolu’nun kuzeybatısında Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde yer alan Kıbrıscık, Osmanlı Beyliğinin ilk devirlerinden itibaren Bitinya olarak bilinen Bolu ile birlikte 14. Yüzyılın başlarında Osmanlı himayesine girmiştir.

937-1530 Muhasebe kayıtlarından Bolu Livası’nın 15 kazasından (Çağa, Gerede, Taraklı-Borlu, Viran-Şehir, Yenice, Ulus, Oniki-Divan, Yedi-Divan, Hızır-Bey, İli, Ereglü, Konrapa, Mudurnu, Mengen) birisinin de KIBRUS (Kıbrıscık) olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıdaki kayıtlardan anlaşıldığı üzere Kıbrus kazasının; 3 Divan, 24 Köy ve 8 Çiftlik (Bey Arslan, Bey, Budak, Çivril, Çivril Divanı, Çeltük Deresi, Deveci, Elvan Çiftliği, Mandır, Güney, Hamam, Ilı-Su Divanı, İneşır, Kayı, Kara-Bürçek, Karneyn, Kızık Divanı, Kızık, Kızılcaören, Kiliselü, Kiriş, Kökez, Kuz-gölcük, Mandır, Mehmet Fakıh Çiftliği, Kızık Divanı, Nazır Çiftliği, Nebi-Şeyh mezrası, Pavli, Saru-Kaya, Saru-Alan, Sürna, Şah-Kulu Çiftliği, Taç, Tokar, Yuva) olmak üzere 35 yerleşim birimi vardır. Seben, Pavli Köyü adıyla Kıbrus’a bağlıdır.

Osmanlı Devlet yönetiminin 19. Yüzyıl başlarında iyice bozulmuş olduğu görülür. Bu dönemde halk devlet yöneticilerinden memnun değildir. Yeniden oluşturulan teşkilatlanma ile Bolu Voyvodalığı kaldırılıp, yerine daha geçerli ve disiplinli bir yönetim olan Mutasarrıflık kurulur. Bu sırada Bolu’nun 19 Voyvodalığı vardır ve bunlardan birisi de Kıbrıscık Voyvodalığıdır. Bu dönemde Kıbrıscık’da yönetim halk tarafından seçilen “ayanlarca” yapılırdı. Ayanların yetkileri çok genişti. Ayanlar yönetiminde 30-40 kadar köy bir araya getirilirdi ve bir ayanlık olarak idare edilirdi. O sırada Bolu ve çevresindeki ayanların bağlı olduğu voyvodaların idaresinin halka karşı tutumlarının çok sert olduğu, Kıbrısçık’ta ise bu duruma rastlanılmadığı görülmektedir. İyi bir yönetim gösteren ayanların uzun müddet iş başında kalarak halkı yönetmeye devam ettikleri gerçektir. Bugün birçok köyde “Ayanlar” adı ile anılan sülaleler vardır ki, o zamanın idarecilerinin soylarının devamları olan akrabalarıdır.

1864-1908 Yılları arasında Kıbrıscık, Kastamonu iline bağlı Bolu sancağının bir bucağı durumundadır. 1908 Yılında II. Meşrutiyet ilan edilince, Bolu müstakil bir Mutasarrıflık oldu. 1334 Bolu Salnamesine göre Kıbrısçık’ın Bolu’ya bağlı bir bucak olduğu görülür. 1946 Yılında Seben ilçe olunca, Kıbrısçık Seben’in bir bucağı olmuştur. 1 Nisan 1958’de ise Bolu iline bağlı bir ilçe olmuştur.