Kıbrıscık'la ilgili Şiirler

 
       
KÖROĞLU

Kıbrız şarabıyla besli
Meydana inerler sesli
Nesilleri aslan nesli
Yarar yırtar yer adamı
 
Yarın seyreyle bunlara
Kıyarlar tatlı canlara
Belenirler al kanlara
Yarar yırtar yer adamı
 
yarın sen görürsün bizi
Kan tutar ovayı düzü
Birine yetmez beş yüzü
Yarar yırtar yer adamı
 
Sabah seyreyle bunları
Alarlar tatlı canları
Köroğlu'nun aslanları
Aç kurt gibi yer admı
 
Kıbrız şarabın içmişler
Can ile serden geçmişler
Bugün oradan göçmüşler
Bir er yırtar söker adamı
 
Hırlaşırlar arı gibi
Kopuşurlar arı gibi
Beş ayların seli gibi
Derelerden akar gelir
 
Bellidir yiğit yapısı
Şimdi taoplanırlar hepisi
Açıldı çamlı kapısı
Birbirini teper gelir
 
Köroğlu'm besler mertleri
Yumuşak ederler sertleri
Çamlıbel'in açar kurtları
Birbirini kapar gelir
Köroğlu
              
KIBRISCIK'A BAKIŞ

Biraz küçükse de fakat şirindir.
Tek sıkıntısı varsa o da üründür.
Kışı soğukçadır, yazı serindir.
Dürüst insanlar diyarı şirin Kıbrıscık.
 
Eski ismine bakarsan Karadoğandır
Tam güzelleşip şirinleşme çağındır.
Tarihe geçen Köroğlu senin dağındır.
Tarihe kaydolan güzel Kıbrıscık
 
Yirmi iki köy etrafı kaplar.
Kağnı arabasıyla çekilir saplar.
Yeni binaları gören sevinçten hoplar.
Günden güne güzelleşen Kıbrıscık.
 
Kaymakamlık binası yeni yapılır.
Okulun gösterişine insan kapılır.
Bu kazada eğri değil doğru yola sapılır.
Her tarafı temiz sirin Kıbrıscık.
 
Doğuda Yazıca şirin bir köydür.
Kadınları hanım gibi, erkekleri beydir.
Gece karanlığı kaybeden semadaki aydır.
Ayın yanında elektiriğe kavuşan Kıbrıscık
 
İlkokul binası apartmanı andırır.
Ortaokul talebelerini bile yandırır.
Karşıdan görenlere vilayet sandırır
Övmeyle bitmeyecek güzel Kıbrıscık
 
Köroğlu Dağı hayat menbağı,
Meşhurdur yoğurdu, beyaz yağı,
Yaylalarda geçiyor çağı,
Köroğluya yemek veren Kıbrıscık.
 
Ağaç binaları göze çok hoş görülür.
Köylü kadınları yazmalara bürünür.
Sana hizmet etmeyeni Allah kavurur.
İstikbali parlak canım KI BRI S C IK
SEYİR

Ayın şavkı vurmuş Abant ile Gölcüğe,
Nilüferler sarmaş-dolaş danseder.
Karışmış çam köknar kayın ağaçları,
Uzanmış başlarını balayı seyreder.
 
Gökyüzünde buluşmuş bilmem nereye gider,
Kol-kola girmiş angıtlar havada danseder.
Kanatlarında sarılı allı-pullu mendiller,
Ovalara selam verir, yüksekten seyreder.
 
Seherin İlk ışıkları yıkarken Bolu 'yu,
Patates tarlalarında kızlar danseder.
An'larda Saf tutmuş türlü-türlü çiçekler,
Bereketli-umudu geleceği seyreder.
 
Kaybolurken Bolu dağının ardında güneş,
Otabanda yanıp-sönen ışıklar danseder.
Her gün yaşanırken dört iklim dört köşe
Yıllar yılları kovalar,takvimler seyreder.
 
Gönül türkülerimi paylaşırken yayla evleri,
Bacalardan çıkan dumanlar bulutlarla danseder.
Yüreğimde gizlidir yazamam; daha neler-neler,;
Kimbilir bir ala geyik, belkide bir ak ceylan seyreder.
Sadık ŞEKEROĞLU
KIBRISCIK

Dağ -dağ, yayla yayla-yazsam seni
Adım-adım, yol-yol tozsam seni,
Ardıç-ardıç, çam-çam diksem seni,
Bağrına basar mısın?
 
Duman-duman,bulut-bulut sarsam seni,
Çiçek-çiçek, yonca-yonca eksem seni,
Pınar-pınar,oluk-oluk içsem seni
Koynunda saklar mısın?
 
Tezgab-tezgab,tel-tel dokunsam seni,
Heybe-heybe, torba-torba okusam seni,
Diyar-diyar, belde -belde sorsam seni,
Hatırlayıp anarmısın?
 
Çiğdem-çiğdem, sarı-sarı boyasam seni,
Çay-çay, ırmak-ırmak salsam seni,
Mor menekşelere sarıp belesem seni,
Bir yudum koklarmısın?
 
Anı-anı, özlem-özlem çeksem seni,
Kerem'e-Aslıya'ya ,Yunusa'a versem seni
Gündüz-gece,düşümde görsem seni,
Kucaklar mısın sen de beni?
Sadık ŞEKEROĞLU

 
 Anasayfaya Dön                            Kültür sanat sayfasına dön